Steelseries Apex Pro Mini & Wireless İncelemesi

Steelseries’in kendine has minimalizm yorumu gerçekten etkileyici. Gövde renklerindeki bütünlük ve uyum, tuşların üzerindeki pürüzlü dokunun hissiyatı ve parlaklığı yüksek RGB LED’ler bu klavyenin elit bir çevre birimi olduğunu ilk bakışta size hissettiriyor. 

Yıllardır Steelseries Apex 7 TKL kullanıyorum çünkü minimalist çevre birimlerini seviyorum. Bu tip ürünlerde üreticiler çok dikkatli olmak zorunda çünkü fonksiyon ile tasarımın çok iyi dengelenmesi gerekir. Çok fazla mı sadeleştirdiniz, kullanıcılar eskiden alışageldikleri tam boy çevre birimlerindeki kadar rahat çalışamayabilirler, bu riski almayıp tuşların çoğunu bırakmaya mı karar verdiniz, o sefer de zaten kullandıkları klavyeyle pek bir farkı olmadığı için ürününüzü satın almak için bir sebep görmeyebilirler. Görebildiğiniz gibi zor iş. O sebeple ürünün satabilmesi için çok uzun süreli ve isabetli kullanıcı geri bildirimi göz önünde bulundurularak geliştirilmesi gereken ürünler bunlar.

Kendi adıma konuşmam gerekirse TKL yani tenkeyless klavyeleri bu anlamda en ideal boyut olarak gördüm. Ne tam boy klavyeler kadar büyük ve hantal, ne de %60 klavyeler gibi bazı elzem tuşlardan mahrum kalıyorsunuz. Ama belki de daha önemli bir soru şu: Hangi tuşların elzem olduğuna kim, neye göre karar veriyor? Bunun cevabı elbette sizsiniz ve sizin bilgisayarınızı ne amaçla kullandığınızda yatıyor.

Eğer bu tip klavyelere bakan birisiyseniz bir kere oyunculukla yakından ilgili olduğunuz varsayımını yapabiliriz. Peki diyelim gündüzleri çalışıp, geceleri oyun oynayan birisiniz ve her iki kullanım senaryosunda işinizi görecek bir klavye bakıyorsunuz. 

Eğer yazılımcıysanız bu klavyede vermeniz gereken taviz büyük çünkü Apex


Pro Mini’nin yön tuşları yok. Ben kendim ucundan kıyısından Python kodları yazan amatör bir yazılımcı olarak farkettiğim şey sürekli yön tuşlarını kullandığım oldu. Bu klavyede yön tuşları olmadığı gibi, onların üzerindeki Page up, page down, home, end gibi tuşlar da yok. Kod yazarken Home ve End’de satır başına ve sonuna gitmek için sürekli kullandığım tuşlardan.

Onun yerine Steelseries bu eksik tuşları bir anlamda geri getirmek için Meta Bindings isimli bir özelliğe sahip. Bunun yaptığı şey sağ alttaki Steelseries logolu tuşa bastığınızda tuşların iç kısmındaki ikinci işlevlerini kullanabiliyorsunuz. Yani Steelseries tuşuna bastığınızda WASD yön tuşlarına dönüşüyor. Benzer şekilde buradaki tuşlar da Home, End, Page Up ve Down gibi işlevler yerine geçiyor.

Bu tabiki söz konusu tuşların hiç olmamasından daha iyi, fakat yine de ne kadar işlevsel orası tartışılır çünkü bir tuş işlevi için 2 tuşa basmanız gerekiyor ve alışması zaman alıyor. O sebeple yazılımcıysanız bu klavyeden verim alamayacağınızı bilin.

Ancak video ve fotoğraf düzenleme, grafik tasarım, endüstriyel tasarım gibi işlerle uğraşıyorsanız Apex Pro Mini’yle bir sorun yaşamayacağınızı söyleyebilirim.

Klavyenin bir diğer önemli kısıtlamasıysa Türkçe dil desteğinin olmayışı. Windows altından klavye dilini Türkçe Q yaptığınızda kas hafızasından Türkçe klavye gibi kullanabiliyorsunuz. Ancak tuşların üzerinde Türkçe karakterler olmadan kullanmak herkese göre değil.

Bu eksiler sizi ilgilendirmiyorsa, yani ‘’ben yazılımcı olmadığım gibi köşeli parantez açma tuşuna bastığımda yumuşak g, kapatma tuşuna bastığımda da ü yazması çok umrumda değil, kas hafızasından 10 parmak Türkçe yazabiliyorum sonuçta’’ diyorsanız klavyenin eşsiz özellikleriyle büyülenmeye hazır olun.

293mm uzunluk, 103mm derinlik, 40mm yüksekliğe sahip Apex Pro Mini 2 parmakla kaldırıp, taşıyabileceğiniz kadar küçük ve hafif.


Kablolu versiyonu 603, kablosuz 543 gram.

Öncelikle omni point anahtarlardan bahsetmek istiyorum size arkadaşlar. Bu anahtarlar Steelseries’in kendi geliştirdiği bir teknoloji.


Geleneksel mekanik anahtarlarda tuşun basılması iki metalin birbiriyle temas edip devreyi kapatmasıyla algılanırken Omnipoint anahtarlar manyetik sensörler kullanıyor. Bu da tuş basımının çok daha hızlı algılanmasını sağlıyor çünkü eski sistemde bazı teknik kısıtlamalar var.

Sanılanın aksine siz bu tuşlara basar basmaz algılama gerçekleşmez. Tıpkı basketbol topunu yere bıraktığınızda 5-10 defa zıplaması gibi, siz bu eski tip mekanik anahtarlara bastığınızda iki metal nokta arasında birkaç defa temas kopar ve sağlanır. Tabiki bu çok kısa sürelerde olan biten birşey ve slow motion kameralarda görebilirsiniz ancak. Yine de böyle birşey var ve bunu engellemek için klavyelerde debouncing denen bir önleyici algoritma bulunur. Bu da tuş ilk basıldığında oluşan kesintili sinyali yumuşatarak düzgün bir şekilde iletilmesini sağlar, ancak birkaç milisaniye gecikmeye sebep olur.

İşte bunun önüne geçmek için güncel klavyelerdeki anahtar tasarımlarında ışık sensörleri ya da manyetik sensörler kullanılıyor. Böylece debouncing yapmaya gerek kalmıyor. 

Ama omni point’in en etkileyici yanı bu değil. Bu anahtarların ne kadar basıldığında basılmış sayılacağını yani aktüasyon mesafesini Engine uygulaması altından değiştirebiliyorsunuz.
Bu 0.2mm ile 3.8mm arasında ayarlanabiliyor ve tüm tuşlar için geçerli.

Aktüasyon aralığının ayarlanabilmesi de çok güzel bir başka özelliğe kapı aralıyor: Çifte Aktüasyon. Normalde bu özellik kapalı geliyor. Engine altından Çifte aktivasyon sekmesine gidip istediğiniz bir tuşa farklı bir seyahat mesafesini çifte aktivasyon değeri olarak belirleyip, dual bindings sekmesindeki 8 adede kadar tuşun bu ikinci seyahat mesafesinde istediğiniz işi yapmasını sağlayabiliyorsunuz. Diyelim g tuşuna 1mm basıldığında varsayılan işlevi olan g harfini basma görevini verip, 3mm basıldığında da kaydettiğiniz bir makronun çalışmasını sağlayabiliyorsunuz. Invoker seçen Dota 2’cilerin ağızları sulandı şu an.

Tüm bu özellikler size birkaç milisaniye daha kazandırıp e-spor oyunlarında rakibinize karşı avantaj elde etmeniz için düşünülmüş şeyler. 

Kablolu ve kablosuz olarak 2 ayrı model şeklinde geliyor klavye. Kablosuz versiyonda kutudan daha önceki kablosuz Steelseries çevre birimlerinden aşina olduğumuz Quantum 2.0 Wireless destekli alıcı/verici modülü çıkıyor.
Bu aparatı kullanarak söz konusu modülü masanızın üzerinde konumlandırabiliyorsunuz. İki tarafında da tip-c yuvası var bunun.
Bir tarafına kasanıza giden kabloyu, diğer tarafına da modülü takıyorsunuz.Kaymaz kauçuk ayağı ve bir miktar ağır olması sebebiyle stabil duruyor.

Quantum 2.0 Wireless özelliğinden de kısaca bahsedeyim. Steelseries’in geliştirdiği stabil 2.4GHz kablosuz iletişim teknolojisi bu arkadaşlar. Veri iletimini 2 kanaldan aynı anda yapıyor ve birinde paket kaybı olursa otomatik olarak diğerine geçiliyor. Sürekli farklı frekansları kontrol ediyor ve hangisinde daha az parazit varsa ona otomatik geçiş yapıyor. 

Yani 2.4GHz bağlantı kablosuzdan farksız diyebilirim. Bir de bluetooth bağlantı özelliği var. Klavyenin ön tarafındaki bir anahtar 2.4Ghz ile bluetooth modlar arasında geçiş yapmanızı sağlıyor.
Buradaki tip-c yuvadan klavyenizi şarj edebiliyorsunuz, ya da isterseniz kablosuz adaptörü çıkarıp onu kablolu bir klavye gibi bu USB portundan bilgisayarınızı takıp kullanabiliyorsunuz. Şarj esnasında ESC yuvası yeşil yanıp sönüyor, %100 şarj olduğunda sürekli yeşil yanıyor.

Tek şarjla 2.4Ghz bağlantı üzerinden 30 saat kullanım elde edebiliyoruz, bluetooth’a geçmemiz durumunda bu 40 saate çıkıyor, tabi varsayılan aydınlatma ve güç ayarlarıyla. Klavyenin biraz agresif otomatik uyku özelliğini düşündüğünüzde aslında bu size ortalama tek şarjla bir haftalık kullanım sunuyor diyebilirim.1 dakika boyunca bir tuşa basılmazsa klavye aydınlatmasını kapatıyor ve uyku moduna giriyor. Bu moddayken bir tuşa bastığınızda tuş algılanmıyor ama klavye uyku modundan çıkmış oluyor, o da yaklaşık 2 saniye sürüyor. Ondan sonra tekrar tuşları algılamaya başlıyor. Bu süreyi Engine uygulamasında klavye ismine tıklayıp, ayarlar sekmesinde uzatabilir veya tamamen kaldırabilirsiniz.

Tuşlar double shot PBT. Bu üretim yöntemi iki parçanın plastik enjeksiyon yöntemiyle birleştirilerek tek tuş üretilmesine deniyor. PBT malzemesi yüksek aşınma direnci sunduğu için ABS olarak bilinen tuşlardan daha uzun ömürlü oluyor.

Apex Pro Mini tuşlarına dokunduğunuzda böyle kumlanmış gibi çok ince pürüzleri olan bir doku hissediyorsunuz. Düz, kaygan plastik değil yani. Steelseries’in bahsettiğine göre PBT malzeme kullanıldığı için aşırı yoğun kullanımlar sonrasında bile bu doku korunabiliyormuş.

Tuş seslerini videomuzda dinleyebilirsiniz.

Apex 7 TKL’den bu klavyeye geçtikten sonra eksikliğini en çok hissettiğim şey bilek desteği oldu. Kutudan bilek desteği çıkmıyor bunu bilerek alın klavyeyi. Yine ergonomiyle alakalı bir başka detay klavye açısı. Klavye altındaki ayakları kapalı, yarı açık ve tan açık konuma getirerek toplamda 3 yükseklik ayarı yapabiliyoruz.

Kablolu modelde kutu klavye altında bir yuvaya entegre şekilde, kablosuzda da kutu içinde ayrı bir aksesuar olarak tuş çıkarıcı aparat konulmuş.
Steelseries’in sitesindeki farklı tuş modellerine geçiş yapabiliyorsunuz.

Kullanılan malzemeye baktığımızda tuşların altındaki plaka aluminyum alaşım çerçeve ve klavyenin altı ise plastikten. Dışardan narin gözükse bile esnetmeye çalıştığınızda bunun o kadar kolay olmadığını görüyorsunuz, rijidite konusunda 10 üzerinden 10 alıyor klavye.

Aydınlatmanın parlaklığı konusunda büyük abilerinden kesinlikle aşağı kalır yanı yok Pro Mini’nin. Son derece canlı ve parlak RGB ledler kullanılmış. Renk geçişlerinde herhangi bir takılma göremiyorsunuz, çok hızlı ve geniş bir ton skalasında usulca geçişler var. 

Bu noktada kafamı kurcalayan tek şey tuşların yanındaki ikinci işlevleri gösteren sembol ve yazıların aydınlatılmaması oldu. 

Fiyat konusuna gelirsek, Steelseries, Apex Pro Mini’nin kablolu versiyonuna 200€, kablosuza da 260€ fiyat biçmiş ki bu gerçekten bu klavyeyi niş statüye taşıyor. Kablosuz versiyonun güncel fiyatının 5000TL’ye dayandığını düşünürsek, gerçekten ne aradığını bilen ve bu tür minimalist, %60 klavyelerden hoşlanan kitleye hitap ettiği şüphesiz. 

%60 klavyeler uzun süredir markette ve Apex Pro Mini’den daha ucuz modeller de bulmak mümkün. Steelseries’in bu klavyeyle başardığı şey ise özellikler bakımından çıtayı oldukça yükseltmiş. Tuşlar, anahtarlar, ayarlanabilir aktüasyon, çifte aktüasyon, parlak RGB aydınlatma, düşük gecikmeli kablosuz bağlantı derken ürünün eksiğini bulmak gerçekten zorlaşıyor. Büyük boy Apex klavyeleri içindeki tüm teknolojileri olduğu gibi koruyarak boyutlarını küçültmüş diyebiliriz bir bakıma.

Her şeyde iyi olan bir klavyem olsun, oyun da oynayayım, iş de yapayım, 10 parmak yazı da yazayım diyorsanız başka klavyeye bakmanızı öneririm.

Ağırlıklı olarak oyun oynamak için güzel tasarımlı bir klavye arıyor ve çevre bileşenlerinizi özenle geçiyorsanız, bilgisayarınızın, çalışma masanızın ve odanızın nasıl göründüğünü önemsiyor ve bu uğurda yüksek meblağlar ödemeye alışkın biriyseniz Technopat olarak kesinlikle tavsiye ettiğimiz bir ürün.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.